Yapay Zekânın İşletilme Faaliyetinden Kaynaklanan Tehlike Sorumluluğu
HABER

Yapay Zekânın İşletilme Faaliyetinden Kaynaklanan Tehlike Sorumluluğu

Av. Dr. Atakan Adem Selanik

Yazar

Av. Dr. Atakan Adem Selanik

Teknolojinin hızla geliştiği bu çağda, yapay zekâ (YZ) sistemlerinin hayatımıza kattığı kolaylıklar kadar, işletilme faaliyetlerinden doğabilecek tehlikeler ve hukuki sorumluluklar da giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu makale, yapay zekâ kaynaklı zararlarda kusursuz sorumluluk ilkesi olan tehlike sorumluluğunun ne anlama geldiğini, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki yerini ve bu dinamik alandaki hukuki güvencelerin toplumsal refahımız için neden vazgeçilmez olduğunu derinlemesine incelemektedir. Sivil toplum kuruluşları ve tüm gönüllüler için, yapay zekânın getirdiği riskler karşısında kolektif bir farkındalık ve sorumluluk anlayışının tesis edilmesi büyük bir gerekliliktir.

Giriş: Teknolojik Gelişim ve Hukuki Sorumluluğun Evrimi

Değerli vatandaşlarımız ve kıymetli destekçilerimiz, sorumluluk hukuku, toplumların gelişimine paralel olarak sürekli bir evrim geçiren dinamik bir alandır. Başlangıçta kusur ilkesine dayanan sorumluluk anlayışı, sanayi devrimi ile birlikte makineleşmenin getirdiği öngörülemeyen zararlar karşısında yetersiz kalmıştır. Demiryolu kazalarından fabrika iş güvenliği ihlallerine kadar uzanan bu süreç, kusurdan bağımsız, tehlike sorumluluğu adı verilen yeni bir hukuki güvence mekanizmasının doğuşunu sağlamıştır. Bugün ise yapay zekâ ve otonom sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, sorumluluk hukukumuz, çok daha karmaşık ve soyut tehlikelerle yüzleşmektedir. Yapay zekânın otonom davranışları, tıpkı geçmişin makineleri gibi, öngörülemeyen ve bazen de sorumlusu kolayca tespit edilemeyen zararlara yol açabilmektedir. Bu makale, hepimiz için yeni bir dönem başlatan yapay zekâ faaliyetlerinin tehlike sorumluluğu bağlamında nasıl ele alınması gerektiğini açıklamakta ve bu alandaki kolektif sorumluluğumuzun altını çizmektedir.

Yapay Zekânın Getirdiği Yeni Tehlike Boyutları ve İnsan Hakları

Yapay zekâ (YZ) sistemleri, basit yazılımlardan otonom kararlar alabilen robotlara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Kendi kendine öğrenme, karmaşık sorunları çözme ve hatta insan davranışlarını taklit etme yetenekleri, YZ'yi benzersiz kılmaktadır. Ancak bu yetenekler, beraberinde yeni ve önemli tehlikeleri de getirmektedir. Kişisel verilerin izinsiz işlenmesi, algoritmik ayrımcılık, otonom araç kazaları veya tıbbi müdahaledeki hatalar gibi durumlar, YZ faaliyetlerinin potansiyel risklerini somutlaştırmaktadır. YZ'nin insan hayatına doğrudan müdahale edebilme kapasitesi, siber güvenlik tehditleri ve hatta telif hakkı ihlalleri gibi geniş bir yelpazede zararlar yaratabilir.

  • Otonom Kararlar: Yapay zekâ, insan müdahalesi olmadan karar alıp uygulayabilme yeteneğiyle geleneksel kusur sorumluluğu anlayışını zorlamaktadır.

  • Veri Güvenliği ve İnsan Hakları: YZ sistemlerinin sınırsız veri erişimi ve işleme kapasitesi, temel insan hakları, özellikle de mahremiyet ve kişisel verilerin korunması açısından ciddi tehditler oluşturmaktadır. Bu durum, sivil toplum kuruluşları olarak hassasiyetle üzerinde durmamız gereken bir alandır.

  • Öngörülemeyen Zararlar: Gelişmiş YZ algoritmaları, beklenmedik ve tesadüfi zararlara yol açabilir. Bu durum, sorumlunun tespiti ve zararın telafisi süreçlerini karmaşıklaştırmaktadır.

Bu yeni tehlike boyutları karşısında, mevcut hukuki düzenlemelerin yetersiz kalmaması, insan onurunu ve haklarını korumak adına büyük bir önem taşımaktadır. Toplumsal refahımızı artıracak yeniliklerin, aynı zamanda güçlü hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekmektedir. İşte tam da bu noktada, tehlike sorumluluğu ilkesi kritik bir rol oynamaktadır.

Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluk Arayışı

Yapay zekânın hukuki statüsü, hukuk dünyasında hararetli tartışmalara yol açmaktadır. Bir YZ sistemine gerçek veya tüzel kişilik atfedilip atfedilemeyeceği, bu sistemlerin eşya, vekil, hatta "elektronik kişi" olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konuları üzerinde durulmaktadır. Avrupa Parlamentosu'nun "elektronik kişilik" önerisi gibi bazı girişimler olsa da, genel kabul, YZ'nin mevcut hukuk sistematiğinde kişi olarak kabul edilemeyeceği yönündedir. Zira YZ sistemleri, ruh, irade, duygu veya bilinç gibi kişilik unsurlarına sahip değildir.

Bu durumda, yapay zekâ kaynaklı zararlardan kimin sorumlu tutulacağı sorusu önem kazanmaktadır. Mevcut yaklaşımlar, sorumluluğu YZ sisteminin sahibine, kullanıcısına, üreticisine veya yazılımcısına atfetme eğilimindedir. Özellikle Türk Hukuku'nda, bir otonom aracın işletilmesi Karayolları Trafik Kanunu kapsamında işletenin sorumluluğunda olduğu gibi, YZ yazılımındaki bir hata nedeniyle meydana gelen zararlarda da ürün güvenliği mevzuatı çerçevesinde üretici ve/veya ithalatçı sorumlu tutulabilir. Ancak YZ'nin karmaşık ve çok yönlü doğası, bu tekil sorumluluk yaklaşımlarının da yetersiz kalabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle, sorumluluğun geniş ve kapsayıcı bir çerçevede değerlendirilmesi, mağduriyetlerin önüne geçmek için hayati bir gerekliliktir.

Tehlike Sorumluluğu İlkesi ve Türk Hukuku'ndaki Yeri

Tehlike sorumluluğu, kusur bulunmasa bile belirli bir faaliyetin veya nesnenin yaratabileceği riskler nedeniyle doğan zararlardan sorumlu olmayı ifade eden bir ilkedir. Sanayi devrimi sonrası, makinelerin yol açtığı zararların artması ve kusurun ispatının zorlaşmasıyla bu ilke gelişmiştir. Tren kazalarından elektrik işletmelerine, motorlu taşıtlardan atom enerjisine kadar birçok alanda özel kanunlarla veya genel hükümlerle düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) da madde 71 ile tehlike sorumluluğunu genel bir hüküm olarak düzenlemiştir.

TBK madde 71'e göre, "Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zararlardan, bu işletmenin sahibi ve işleteni müteselsilen sorumludur. Bir işletme, niteliği gereği veya faaliyetinde kullanılan malzeme, araç veya güçlerin tehlikeliliği dolayısıyla, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özeni gösterse dahi sık veya ağır zararlar doğurmaya elverişli ise önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılır." Bu düzenleme, yapay zekâ faaliyetlerinin yol açtığı zararlar için güçlü bir hukuki zemin sağlamaktadır. Yapay zekânın otonom davranışları veya kişisel veri ihlalleri gibi durumlarda, bir işletmenin veya hatta tek bir kişinin yürüttüğü YZ faaliyetleri, "önemli ölçüde tehlike arz eden faaliyet" olarak değerlendirilebilir.

Tehlike sorumluluğunun en belirgin özelliği, zarara uğrayan kişinin kusuru ispatlama zorunluluğunun olmamasıdır. Sadece tehlikeli faaliyetin ve meydana gelen zararın ispatı yeterlidir. Bu, YZ'nin karmaşık ve opak yapısı düşünüldüğünde, mağdurlar için önemli bir güvence sağlamaktadır. Yetkili mercilerden izin alınmış veya kasıt olmasa bile, tehlikeli faaliyetin doğurduğu zarardan sorumluluk devam etmektedir. Bu durum, teknolojik ilerlemelerin bireyler ve toplum üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine karşı hukukun koruyucu kalkanını oluşturmaktadır. Bu sorumluluk ilkesi, YZ teknolojilerinin gelişimini engellemeyi değil, aksine daha güvenli ve toplumsal faydayı ön planda tutan bir yaklaşımla sürdürülmesini teşvik etmektedir.

Sivil Toplum Kuruluşları İçin Yapay Zeka Sorumluluğunun Önemi

Sivil toplum kuruluşları olarak, dijital dönüşümün ve yapay zekânın getirdiği bu yeni dinamiklere karşı proaktif bir duruş sergilememiz gerekmektedir. Yapay zekâ kaynaklı tehlike sorumluluğu meselesi, sadece hukukçuları değil, hepimizi yakından ilgilendirmektedir. İşte bu konunun sivil toplum için taşıdığı kilit önemler:

  • Faydalanıcıların Korunması: Çalışmalarımızda ve destek verdiğimiz topluluklarda, yapay zekâ sistemlerinin yol açabileceği potansiyel zararlar, dezavantajlı gruplar üzerinde daha yıkıcı etkilere sahip olabilir. Tehlike sorumluluğu ilkesi, bu faydalanıcıların haklarını güvence altına alarak mağduriyetlerini önlemeyi amaçlar.

  • Veri Mahremiyeti ve Etik Kullanım: Kişisel verilerin YZ tarafından kullanımı, mahremiyet ihlallerine ve ayrımcılığa yol açabilir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak, veri güvenliği ve YZ'nin etik kullanımı konusunda farkındalık yaratmak ve politika yapıcıları etkilemek, ortak sorumluluğumuzdur.

  • Toplumsal Katılım ve Savunuculuk: Yapay zekânın hukuki sorumluluğu, vatandaşların bu teknolojilere karşı bilinçli olmasını ve haklarını bilmesini gerektirir. Bizler, gönüllü kadrolarımızla birlikte, bu konularda bilgilendirme faaliyetleri yürüterek toplumsal bilinci yükseltebiliriz. Politikaların şeffaf ve hesap verebilir olmasını sağlamak adına aktif savunuculuk yapmak, geleceğimizi birlikte şekillendirme misyonumuzun bir parçasıdır.

  • Teknolojinin Sorumlu Gelişimi: YZ'nin küresel faydalarını desteklerken, kontrolsüz güç kullanımının önüne geçmeliyiz. Tehlike sorumluluğu gibi ilkeler, teknoloji geliştiricilerini ve işletmecilerini daha dikkatli, özenli ve toplumsal faydayı gözeterek hareket etmeye teşvik etmektedir.

Unutmayalım ki, bu alanda atılacak her adım, sadece bireylerin değil, tüm toplumun geleceğini ilgilendiren kolektif bir sorumluluktur. Dijital çağın getirdiği zorluklara karşı hep birlikte durmalıyız.

Sonuç ve Toplumsal Sorumluluk

Yapay zekâ teknolojileri, insanlık için sayısız fayda vaat etmekle birlikte, beraberinde getirdiği öngörülemeyen risklerle hukuki sistemimizi ve toplumsal yapımızı derinden etkilemektedir. Geleneksel kusur sorumluluğu ilkesinin yetersiz kaldığı durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan tehlike sorumluluğu hükmü, yapay zekâ faaliyetlerinden kaynaklanan zararlara karşı önemli bir güvence sunmaktadır. Bu ilke, YZ'nin yol açabileceği bedensel veya maddi zararlardan, veri ihlallerinden kaynaklanan hak kayıplarına kadar geniş bir yelpazedeki mağduriyetleri kapsamaktadır.

Bir sivil toplum kuruluşu olarak, hepimizin bu yeni teknolojik gelişmelerin hukuki ve etik boyutlarını anlaması, farkındalık yaratması ve kolektif sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu koruma misyonumuz doğrultusunda, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için aktif rol oynamalıyız. Yargının, somut olayların özelliklerini dikkate alarak geniş takdir yetkisini kullanması, YZ kaynaklı zararların adil bir şekilde tazmin edilmesini sağlayacaktır. Geleceğin dijital dünyasında hukuki güvencelerimizi sağlamlaştırmak, teknolojinin ilerlemesini insan merkezli bir yaklaşımla dengelemek, en büyük sorumluluğumuzdur. Tüm gönüllülerimiz ve destekçilerimizle birlikte, bu alandaki çabalarımızı sürdürmeli, toplumsal dayanışmayla geleceği şekillendirmeliyiz.