Yapay Zekâ Robotların Yol Açtığı Zararlarda 'Adam Çalıştıranın Sorumluluğu' İlkesi: Hukuki Değerlendirme ve Gelecek Perspektifleri
HABER

Yapay Zekâ Robotların Yol Açtığı Zararlarda 'Adam Çalıştıranın Sorumluluğu' İlkesi: Hukuki Değerlendirme ve Gelecek Perspektifleri

Av. Dr. Atakan Adem Selanik

Yazar

Av. Dr. Atakan Adem Selanik

Bu makale, Yapay Zekâ (YZ) robotların sebep olduğu zararlardan doğan hukuki sorumluluğu, özellikle Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan “adam çalıştıranın sorumluluğu” ilkesi kapsamında detaylıca incelemektedir. Hukuki sorumluluk prensiplerinin tarihsel gelişiminden yola çıkarak, Roma Hukuku'ndan günümüze uzanan süreçteki evrimini, Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerindeki yaklaşımları değerlendirmektedir. YZ robotların hukuki statüsü, “adam” veya “çalışan” kavramlarının yorumlanması ve mevcut yasal düzenlemelerin (Türk Borçlar Kanunu, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu) yeterliliği ele alınmaktadır. Ayrıca, YZ kaynaklı risklerin sigortalanması gerekliliği ve gelecekteki yasal düzenleme ihtiyaçları konusunda kapsamlı bir perspektif sunulmaktadır. Bu çalışma, YZ'nin hukuki alandaki etkilerini anlamak ve çözüm yolları geliştirmek adına değerli bilgiler sağlamaktadır.

Giriş: Yapay Zekâ ve Sorumluluğun Yeni Boyutları

Günümüzün hızla gelişen teknolojik ortamı, hayatımızın her alanında derin dönüşümler yaratmaktadır. Özellikle yapay zekâ (YZ) tabanlı robotların çalışma hayatına entegrasyonu, verimliliği artırırken, bir yandan da hukuki sorumluluk mekanizmaları için yeni ve karmaşık sorular doğurmaktadır. Pandemi sürecinde dahi gözlemlenen bu hızlanma, YZ robotların üçüncü kişilere verebileceği zararlardan kimin sorumlu olacağı meselesini daha da kritik hale getirmektedir. Mevcut hukuk sistemleri, genellikle kusur esasına dayalı sorumluluk prensipleri üzerine inşa edilmiştir. Ancak YZ robotların otonom yeteneklerinin artmasıyla birlikte, kusursuz sorumluluk halleri ve özellikle “adam çalıştıranın sorumluluğu” ilkesinin bu yeni duruma nasıl adapte olacağı büyük önem taşımaktadır.

Yapay Zekâ Robotların Yükselişi ve Hukuki Sorunlar

Son yılların etkileyici teknolojik ilerlemeleri, robotların basit görevlerin ötesine geçerek, deneyimlerden öğrenme yeteneği kazanmalarına ve yarı bağımsız kararlar almalarına olanak tanımıştır. Sürücüsüz araçlar, dronlar, tıbbi robotlar ve yaşlı bakım robotları gibi alanlarda YZ robotların kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu durum, bir robotun zararlı eyleminden kaynaklanan yasal sorumluluğun kapsamını genişletmekte ve mevcut hukuki çerçevelerin yeterliliğini sorgulatmaktadır. Üretim hatası, hatalı kullanım veya tehlikeli bir faaliyet sırasında robotun verdiği zararlar, üretici, operatör veya kullanıcının sorumluluğunu gündeme getirmektedir. Avrupa Parlamentosu'nun ‘Yapay Zekânın Hukuki Statüsüne ve Yapay Zekâ Kullanımının Verdiği Zararlardan Sorumluluğa İlişkin Tavsiye Raporu’, bu alandaki uluslararası çabaların bir göstergesidir. Robotların artan özerkliği, hukukta yeni bir kategori oluşturulması gerekliliği konusunda da tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Hukuki Sorumluluğun Temel Prensipleri ve Gelişimi

Kusur Sorumluluğu ve Kusursuz Sorumluluk Ayrımı

Hukuki sorumluluk ilkeleri, toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimlere paralel olarak sürekli evrilmektedir. Kusur sorumluluğu, bir zararın meydana gelmesinde kişinin kusurunun (kasıt veya ihmal) bulunmasını ararken, kusursuz sorumluluk, kusur aranmaksızın, zarar ile sorumluluğu doğuran olay arasında bir illiyet bağı kurulmasıyla ortaya çıkan bir sorumluluk türüdür. Sanayileşme ve makineleşme ile artan kazalar, kusur sorumluluğu ilkesinin yetersiz kalması sonucunu doğurmuş ve kusursuz sorumluluk ilkesinin güçlenmesine yol açmıştır. Özellikle tehlike arz eden faaliyetler ve büyük işletmelerde, zararın nedeninin tespitindeki güçlükler, kusursuz sorumluluğun önemini artırmıştır.

Tarihsel Süreçte Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Roma Hukuku Döneminden Günümüze

Adam çalıştıranın sorumluluğu, Roma Hukuku'na dayanan köklü bir ilkedir. İlk dönemlerde objektif sorumluluk daha geniş yer tutmuş, bir kişinin kusuru olmasa dahi başkasına verdiği zarardan sorumlu tutulması yaygın olmuştur. Klasik hukuk döneminde ise kusur sorumluluğu ön plana çıkmıştır. Ancak kölelerin veya aile evlatlarının fiillerinden doğan sorumluluklar, kusursuz sorumluluğun erken örnekleri arasında yer almaktadır. Gemicilere, hancılara tevdi edilen mallara gelen zararlardan sorumluluk da kusursuz sorumluluk kapsamında değerlendirilmiştir. Temel felsefe, bir kimsenin menfaat elde ettiği şahsın fiilinden sorumlu olması gerektiğini (Ex qua persona quis lucrum capit, eius factum praestare debet) ifade etmektedir.

Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde Yaklaşımlar

İsviçre Hukuku'nda, Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, iş yaptıranın, işçilerinin veya yardımcı kişilerin işlerini gördükleri sırada verdikleri zararlardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Bu sorumluluk, kurtuluş kanıtı sunulmadığı sürece kusursuz sorumluluk niteliğindedir. Adam çalıştıranın özen yükümlülüğü; seçme, denetleme ve talimat vermede gösterilmesi gereken dikkati içermektedir. Alman Hukuku'nda ise Alman Medeni Kanunu'nun 831. maddesi, gerçekleştirme görevlisinin hukuka aykırı fiilinden doğan zararlardan adam çalıştıranı sorumlu tutmaktadır. Burada da adam çalıştıranın kurtuluş kanıtı sunma imkanı mevcuttur. Bu sistemlerde, bireysel kusurun tespitinin zorlaştığı durumlarda organizasyon sorumluluğu gibi genişletici yorumlar benimsenmektedir.

Anglo-Sakson Hukuk Sisteminde Durum

Common Law sisteminde, adam çalıştıran, çalışanın fiilinden kusuru aranmaksızın sorumlu tutulmaktadır. İngiliz Hukuku'nda işçinin haksız fiilinden kaynaklanan sorumlulukta, işverene kurtuluş imkanı tanınmamıştır. İşverenin, işçinin çalışmasından menfaat elde etmesi, sorumluluğun temelini oluşturmaktadır. İşçinin kusuru ve iş ile fiil arasındaki illiyet bağı, sorumluluğun belirlenmesinde merkezi rol oynamaktadır. İşçi ve işveren genellikle müteselsilen sorumlu kabul edilmektedir.

Türk Hukuk Sisteminde Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 66'nın Kapsamı

Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 66, “adam çalıştıranın sorumluluğu”nu düzenlemekte ve kusursuz sorumluluk ilkesini yansıtmaktadır. Bu maddeye göre, adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu düzenleme, özen, gözetim, hakkaniyet, tehlike ve nimet-külfet esasları gibi çeşitli hukuki gerekçelerle desteklenmektedir. Özellikle, işini başkasına yaptıranın, üçüncü tarafların zarara uğrama ihtimalini artırması ve bundan fayda sağlaması, sorumluluğun adam çalıştırana yüklenmesinin adil bir gerekçesi olarak görülmektedir. Çalışanın kusurunun olmaması veya ayırt etme gücünden yoksun olması, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Organizasyon Sorumluluğu ve Özen Yükümlülüğü

TBK madde 66'ya eklenen organizasyon sorumluluğu, büyük işletmelerde veya ekonomik/mesleki faaliyetlerde öne çıkmaktadır. Adam çalıştıranın, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat edememesi halinde, faaliyetlerinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu, yeterli sayıda eleman çalıştırma, bilgi akışı sağlama, uygun iş bölümü ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi gibi birçok unsuru kapsayan geniş bir özen yükümlülüğüdür. Özellikle ürün hatalarından kaynaklanan zararların giderilmesinde bu hükmün uygulanma alanı bulunmaktadır. Tacirler için bu özen yükümlülüğü, “basiretli tacir” kuralı çerçevesinde objektif olarak değerlendirilmektedir.

Adam Çalıştıranın Sorumluluktan Kurtulma İmkanları

Adam çalıştıran, özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulma imkanına sahiptir. Bu, çalışanı seçerken (cura in eligendo), ona talimat verirken (cura in instruendo) ve denetimde bulunurken (cura in custodiendo) gerekli tüm özeni gösterdiğini kanıtlamakla mümkündür. İşletmeler için buna ek olarak, organizasyonun zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispatlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Özenin ölçütü, objektif olarak durum ve koşulların gerektirdiği tüm tedbirlerin alınmış olmasıdır. Kurtuluş kanıtı, kusursuzluğun ispatını sağlamaktan ziyade, iş sahiplerini zararları önleyici tedbirler almaya teşvik etmeyi ve sosyal tehlikeyi azaltmayı hedeflemektedir.

Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu (ÜGTDK) ile İmalatçının Sorumluluğu

12 Mart 2020 tarihli ve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu (ÜGTDK), uygunsuz ürünlerin sebep olduğu bedeni ve maddi zararlardan imalatçı veya ithalatçının sorumlu olacağını düzenlemiştir. Bu Kanun, imalatçının sorumluluğunu sadece tüketiciye karşı değil, tüm üçüncü kişilere karşı kusursuz sorumluluk esasına dayandırmaktadır. Ürünün uygunsuzluğu, uğranılan zarar ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etme yükümlülüğü zarar görene aittir. Ancak imalatçı, ürünü piyasaya kendisinin arz etmediğini, uygunsuzluğun üçüncü bir tarafın müdahalesinden kaynaklandığını veya teknik düzenlemelere uygun üretildiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bu Kanun, hatalı üretilen YZ robotların sebep olacağı zararlardan kimin sorumlu olacağı konusunda önemli bir hukuki zemin oluşturmaktadır.

Yapay Zekâ Sahibi Robotların Hukuka Aykırı Fiillerinden Kaynaklanan Sorumluluk

Yapay Zekânın Hukuki Niteliği: Eşya, Köle veya Elektronik Kişi Mi?

Yapay zekâ robotların hukuka aykırı fiillerinden kaynaklanan sorumluluk konusunda en temel tartışmalardan biri, YZ'ye nasıl bir hukuki nitelik atfedileceğidir. YZ robotu taşınır bir eşya olarak kabul etmek, akıl yürüten, değerlendirme yapan bir varlık için yetersiz kalmaktadır. Köle statüsü vermek modern hukuk ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Tüzel kişi veya elektronik kişi statüsü verilmesi önerileri olsa da, bu durum YZ'yi imal eden, programlayan, kullanan veya işleten kişiler arasındaki bağlamı karmaşıklaştırmaktadır. YZ'nin fiil ehliyetinden yoksun olması, kendi fiilleriyle hak edinme veya borç altına girme kapasitesinin bulunmaması, kusur isnadını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, mevcut YZ robotların sorumluluğunu haksız fiil hükümleriyle çözmek yerine, kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde ele almak daha uygun görülmektedir.

Robotun 'Adam' veya 'Çalışan' Olarak Yorumlanması İhtimali

Türk Borçlar Kanunu'ndaki “adam çalıştıranın sorumluluğu” maddesindeki “adam” ve “çalışan” ifadelerinin yorumu, YZ robotların verdiği zararlardan sorumluluk konusunda bir çözüm yolu sunmaktadır. Türk Dil Kurumu'nun “adam” kelimesinin ikinci anlamı olan “birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse”, “birinin yararlandığı, kullandığı kimse” veya “görevli kimse” tanımlamaları, YZ robotları bu kapsamda değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır. Benzer şekilde, “çalışan” ifadesinin sadece insan için kullanılmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmaması, YZ robotların da bu tanıma dahil edilebileceği yorumunu güçlendirmektedir. Bu durumda, YZ robotu kullanan veya ondan menfaat sağlayan kişi, robotun seçimi, talimatlandırılması ve denetlenmesi konusunda “adam çalıştıran” gibi sorumlu tutulabilecektir. YZ'nin potansiyel tehlikesi, kullanıcının göstermesi gereken özenin derecesini artıracak, seçici davranma, testler yapma ve gerekli talimatları sağlama yükümlülüğünü ortaya çıkaracaktır. Özellikle hayati önem taşıyan alanlarda (sağlık gibi) kullanılan YZ robotlar için bu özen yükümlülüğü en üst düzeyde olmalıdır.

Mevcut Hukuki Çerçevede Yetersizlikler ve Boşluklar

Yapay zekâ robotların uygunsuz ürün olması durumunda ÜGTDK kapsamında çözüm bulunabilmekle birlikte, ürünün uygun olduğu ancak kullanım hatası veya YZ'nin kullanıcının talimatı olmaksızın kendi kararıyla sebep olduğu zararlar önemli bir boşluk yaratmaktadır. YZ'nin kendi kendini geliştirerek bağımsız kararlar alabilmesi, kullanıcının doğrudan haksız fiil sahibi olmaması durumunda sorumluluk kurulmasını zorlaştırmaktadır. Hayvan sahibi sorumluluğu veya tehlike sorumluluğu gibi mevcut mekanizmaların da YZ'nin karmaşık özerkliği karşısında yetersiz kalma potansiyeli bulunmaktadır. Bu durum, hukuk sistemlerinde YZ'nin özel niteliklerini dikkate alan kapsayıcı düzenlemelere olan ihtiyacı vurgulamaktadır.

Yapay Zekâ Çağında Kapsayıcı Hukuki Düzenleme İhtiyacı

TBK Madde 49'a Önerilen Eklemeler ve Menfaat İlkesi

Mevcut düzenlemelerin YZ robotların yol açtığı tüm zararları kapsamakta yetersiz kaldığı gözlemlenmektedir. Özellikle YZ'nin fiil ehliyeti olmaması ve “adam” ile “çalışan” kavramlarının yorumunda ortaya çıkabilecek zorluklar, daha net bir yasal çerçeveyi gerekli kılmaktadır. Yapılan işten menfaat elde eden kişinin sorumlu tutulması anlayışından hareketle, Türk Borçlar Kanunu madde 49'a bir ekleme yapılarak, “Her kimse (gerçek veya tüzel kişi), kendisi menfaatine yapılan iş esnasında, meydana gelen zararları, menfaati ölçüsünde gidermekle yükümlüdür” şeklinde bir hükmün eklenmesi önerilmektedir. Bu, işin kim tarafından yerine getirildiğine bakılmaksızın, menfaat sağlayan kişinin sorumluluğunu temel alarak, YZ robotların sebep olduğu zararlar için daha kapsamlı bir çözüm sunabilir.

Yapay Zekâ Kaynaklı Risklerin Sigortalanması Zorunluluğu

Robotlaşan dünyada teknolojinin gelişimiyle birlikte tehlike boyutları ve buna bağlı olarak zarar riski de artmaktadır. Sürücüsüz araçlar, tıbbi robotlar ve diğer otonom YZ sistemlerinin neden olabileceği bedeni zararların riskini azaltmak adına sigorta endüstrisinin aktif rol oynaması büyük önem taşımaktadır. Avrupa Birliği'nde de tartışıldığı üzere, YZ ile çalışan her cihazın zorunlu sigorta kapsamına alınması gerekliliği bulunmaktadır. İnsan tarafından idare edilen araçlarda olduğu gibi, sürücüsüz araçların da zorunlu sigortalanması kaçınılmazdır. YZ'nin kullanımının artmasıyla oluşabilecek zararların, sorumlu kişilerin maddi yetersizlikleri nedeniyle karşılanamaması, sosyal açıdan olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, devletlerin zorunlu sigorta mekanizmaları geliştirmesi ve hatta gerektiğinde güvence hesabı benzeri fonlar kurarak zararların giderilmesini sağlaması kritik bir gerekliliktir.

Sonuç: Yapay Zekâ Robotların Sorumluluğuna Hukuki Bakış

Yapay zekâ robotların yol açtığı zararlardan sorumluluk meselesi, modern hukukun karşılaştığı en karmaşık ve dinamik alanlardan biridir. Ürünün uygunsuzluğu söz konusu ise Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamındaki imalatçı sorumluluğu, tehlike içeren bir faaliyet ise tehlike sorumluluğu devreye girecektir. Ancak, ürünün uygun olduğu veya tehlike içermeyen işlerde YZ'nin kullanıcının talimatı olmaksızın kendi kararlarıyla sebep olduğu zararlar, mevcut hukuk sistemlerinde önemli bir boşluk oluşturmaktadır. YZ'nin özerk karar alma yeteneği, klasik kusur sorumluluğu esaslarını zorlamaktadır.

Bu bağlamda, “adam çalıştıranın sorumluluğu” ilkesinin YZ robotlara uygulanması, menfaat olgusunu merkeze alarak bir çözüm yolu sunmaktadır. YZ robotu bir “adam” veya “çalışan” olarak yorumlamak, ondan menfaat sağlayan, onu kullanan veya çalıştıran kişiye sorumluluk yüklenmesini sağlamaktadır. Bu durum, menfaat sahibinin robotu seçerken, talimat verirken ve denetlerken gerekli özeni gösterme yükümlülüğünü pekiştirmektedir. Gelecekte, YZ'nin hukuki statüsüne ilişkin tartışmalar ve özellikle Türk Borçlar Kanunu'na menfaat ilkesini daha net bir şekilde yansıtan eklemeler yapılması, bu alandaki hukuki belirsizlikleri gidermede önemli adımlar olacaktır. Ayrıca, YZ kaynaklı risklerin artan boyutu göz önüne alındığında, zorunlu sigorta ve güvence fonu gibi mekanizmaların oluşturulması, toplumsal refah ve hukuki güvenlik açısından vazgeçilmez bir gereklilik haline gelmektedir.